بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
Hayır bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim.
90. sure · Mekke · 20 ayet
سُورَةُ البَلَدِ
Meal: Mehmet Okuyan
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
Hayır bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim.
وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
Ki sen bu şehirde oturmaktasın.
وَوَالِدٍۢ وَمَا وَلَدَ
Babaya ve çocuğa (da yemin ederim).
لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ
Şüphesiz ki biz insanı zorluklar konusunda (dayanıklı) yarattık.
أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌۭ
(O insan) kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًۭا لُّبَدًا
(Övünerek) "Pek çok mal harcadım." diyor.
أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ
Kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor!
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ
(8, 9) Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?
وَلِسَانًۭا وَشَفَتَيْنِ
(8, 9) Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?
وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ
Ona iki yolu da gösterdik.
فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ
(Fakat) o, sarp yokuşu (aşmayı) göze almadı.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ
O ‘sarp yokuş'un ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
فَكُّ رَقَبَةٍ
(Sarp yokuş); köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktur.
أَوْ إِطْعَٰمٌۭ فِى يَوْمٍۢ ذِى مَسْغَبَةٍۢ
(14, 15, 16) Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.
يَتِيمًۭا ذَا مَقْرَبَةٍ
(14, 15, 16) Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.
أَوْ مِسْكِينًۭا ذَا مَتْرَبَةٍۢ
(14, 15, 16) Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ
Sonra da iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.[1]
أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
İşte onlar sağın halkıdır.
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
Ayetlerimizi inkâr edenler ise işte onlar solun halkıdır.[1]
عَلَيْهِمْ نَارٌۭ مُّؤْصَدَةٌۢ
Onlar(ın cezası, kapıları) üzerlerine kilitlenmiş ateştir.