Kur'an ve BilimVahiy · Akıl · Keşif

90. sure · Mekke · 20 ayet

Beled Suresi

سُورَةُ البَلَدِ

130. cüz · 594. sayfa

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ

Hayır bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim.

230. cüz · 594. sayfa

وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ

Ki sen bu şehirde oturmaktasın.

330. cüz · 594. sayfa

وَوَالِدٍۢ وَمَا وَلَدَ

Babaya ve çocuğa (da yemin ederim).

430. cüz · 594. sayfa

لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ

Şüphesiz ki biz insanı zorluklar konusunda (dayanıklı) yarattık.

530. cüz · 594. sayfa

أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌۭ

(O insan) kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

630. cüz · 594. sayfa

يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًۭا لُّبَدًا

(Övünerek) "Pek çok mal harcadım." diyor.

730. cüz · 594. sayfa

أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ

Kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor!

830. cüz · 594. sayfa

أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ

(8, 9) Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?

930. cüz · 594. sayfa

وَلِسَانًۭا وَشَفَتَيْنِ

(8, 9) Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?

1030. cüz · 594. sayfa

وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ

Ona iki yolu da gösterdik.

1130. cüz · 594. sayfa

فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ

(Fakat) o, sarp yokuşu (aşmayı) göze almadı.

1230. cüz · 594. sayfa

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ

O ‘sarp yokuş'un ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

1330. cüz · 594. sayfa

فَكُّ رَقَبَةٍ

(Sarp yokuş); köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktur.

1430. cüz · 594. sayfa

أَوْ إِطْعَٰمٌۭ فِى يَوْمٍۢ ذِى مَسْغَبَةٍۢ

(14, 15, 16) Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.

1530. cüz · 594. sayfa

يَتِيمًۭا ذَا مَقْرَبَةٍ

(14, 15, 16) Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.

1630. cüz · 594. sayfa

أَوْ مِسْكِينًۭا ذَا مَتْرَبَةٍۢ

(14, 15, 16) Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.

1730. cüz · 594. sayfa

ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ

Sonra da iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.[1]

1830. cüz · 594. sayfa

أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

İşte onlar sağın halkıdır.

1930. cüz · 594. sayfa

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

Ayetlerimizi inkâr edenler ise işte onlar solun halkıdır.[1]

2030. cüz · 594. sayfa

عَلَيْهِمْ نَارٌۭ مُّؤْصَدَةٌۢ

Onlar(ın cezası, kapıları) üzerlerine kilitlenmiş ateştir.