Kur'an ve BilimVahiy · Akıl · Keşif

89. sure · Mekke · 30 ayet

Fecr Suresi

سُورَةُ الفَجۡرِ

130. cüz · 593. sayfa

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْفَجْرِ

Yemin olsun: Tan vaktine,

230. cüz · 593. sayfa

وَلَيَالٍ عَشْرٍۢ

On geceye,

330. cüz · 593. sayfa

وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ

‘Çift'e ve ‘tek'e,

430. cüz · 593. sayfa

وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ

Geçmekte olan geceye ki[1]

530. cüz · 593. sayfa

هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌۭ لِّذِى حِجْرٍ

Akıl sahibi için bun(lar)da bir yemin var değil mi?

630. cüz · 593. sayfa

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

Rabbin (şunlara) ne yaptı görmedin mi: Âd (kavmine),

730. cüz · 593. sayfa

إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ

(7, 8) (Yüksek) sütunları olan İrem (şehrine) -ki şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

830. cüz · 593. sayfa

ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَٰدِ

(7, 8) (Yüksek) sütunları olan İrem (şehrine) -ki şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

930. cüz · 593. sayfa

وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ

Vadideki kayaları oyan Semûd (kavmine),

1030. cüz · 593. sayfa

وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ

Kazıklar sahibi Firavun'a.

1130. cüz · 593. sayfa

ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ

Onlar şehirlerde azgınlık etmişlerdi.

1230. cüz · 593. sayfa

فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ

Orada bozgunculuğu çoğaltmışlardı.[1]

1330. cüz · 593. sayfa

فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ

Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kırbacını yağdırmıştı.

1430. cüz · 593. sayfa

إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ

Şüphesiz ki Rabbin, (sürekli) gözetlemektedir.

1530. cüz · 593. sayfa

فَأَمَّا ٱلْإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ

İnsana gelince, Rabbi kendisini imtihan edip ona ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde "Rabbim bana ikram etti." der.

1630. cüz · 593. sayfa

وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَٰنَنِ

(Fakat) ne zaman onu imtihan edip rızkını daralttığında ise "Rabbim beni küçük düşürdü (önemsemedi)" der.

1730. cüz · 593. sayfa

كَلَّا ۖ بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ

Hayır! Doğrusu, siz yetime ikram etmiyorsunuz.[1]

1830. cüz · 593. sayfa

وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ

Yoksulu yedirmeye de birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.[1]

1930. cüz · 593. sayfa

وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًۭا لَّمًّۭا

Mirası hırslı bir yiyişle (helal-haram demeden) yiyorsunuz.

2030. cüz · 593. sayfa

وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّۭا جَمًّۭا

Malı çok (aşırı) bir sevgiyle seviyorsunuz.

2130. cüz · 593. sayfa

كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّۭا دَكًّۭا

(21, 22) Hayır! Yer şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı, melekler sıra sıra (dururken) Rabbin(in emri) geldiği zaman (haliniz nasıl olacak?)

2230. cüz · 593. sayfa

وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّۭا صَفًّۭا

(21, 22) Hayır! Yer şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı, melekler sıra sıra (dururken) Rabbin(in emri) geldiği zaman (haliniz nasıl olacak?)

2330. cüz · 593. sayfa

وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍۢ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ

O gün, cehennem getirilecek ve insan (yaptıklarını) hatırlayacaktır. Ama (artık) bu hatırlamanın kendisine ne (yarar)ı olabilir ki!

2430. cüz · 594. sayfa

يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى

(O insan:) "Ah, keşke, bu hayatım için (dünyadayken iyi) bir şeyler gönderseydim!" diyecektir.

2530. cüz · 594. sayfa

فَيَوْمَئِذٍۢ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌۭ

O gün, O'nun (Allah'ın) edeceği azap (gibi) kimse azap edemez.

2630. cüz · 594. sayfa

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌۭ

O'nun (vuracağı) bağ (gibi) kimse bağ vuramaz.

2730. cüz · 594. sayfa

يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ

Ey huzura kavuşan nefis (insan)!

2830. cüz · 594. sayfa

ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةًۭ مَّرْضِيَّةًۭ

Sen (Allah'tan) memnun, (Allah da) senden razı olarak Rabbine dön!

2930. cüz · 594. sayfa

فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى

(İyi) kullarım(ın) arasına katıl

3030. cüz · 594. sayfa

وَٱدْخُلِى جَنَّتِى

Cennetime gir![1]