بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ
Güneş dürüldüğünde,
81. sure · Mekke · 29 ayet
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
Meal: Mehmet Okuyan
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ
Güneş dürüldüğünde,
وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتْ
Yıldızlar (sönüp) döküldüğünde,
وَإِذَا ٱلْجِبَالُ سُيِّرَتْ
Dağlar yürütüldüğünde,
وَإِذَا ٱلْعِشَارُ عُطِّلَتْ
On aylık (değerli) gebe develer bırakıldığında,
وَإِذَا ٱلْوُحُوشُ حُشِرَتْ
Yabani hayvanlar bir araya toplandığında,
وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ
Denizler kaynatıldığında (Son Saat gerçekleşmiş olacaktır).
وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتْ
Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiğinde,
وَإِذَا ٱلْمَوْءُۥدَةُ سُئِلَتْ
(8, 9) Diri diri gömülen kız çocuğuna hangi günah(ı) yüzünden öldürüldüğü sorulduğunda,[1]
بِأَىِّ ذَنۢبٍۢ قُتِلَتْ
(8, 9) Diri diri gömülen kız çocuğuna hangi günah(ı) yüzünden öldürüldüğü sorulduğunda,[1]
وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتْ
(Amel) defterler(i) açıldığında,
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتْ
Gök sıyrıldığında,
وَإِذَا ٱلْجَحِيمُ سُعِّرَتْ
Cehennem alevlendirildiğinde,
وَإِذَا ٱلْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ
Cennet yaklaştırıldığında[1]
عَلِمَتْ نَفْسٌۭ مَّآ أَحْضَرَتْ
Her can (ahiret için dünyada) neler hazırladığını bilmiş (olacak)tır.
فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلْخُنَّسِ
Hayır! Yemin ederim: Kaybolan (yıldız)lara,
ٱلْجَوَارِ ٱلْكُنَّسِ
(Yörüngelerinde) akıp gizlenen (gezegen)lere,[1]
وَٱلَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ
Kararmaya başlayan geceye,
وَٱلصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ
Nefes almaya (aydınlanmaya) başlayan sabaha ki[1]
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍۢ كَرِيمٍۢ
Şüphesiz o (Kur'an), değerli bir elçinin (Cebrail'in ulaştırdığı) sözüdür.[1]
ذِى قُوَّةٍ عِندَ ذِى ٱلْعَرْشِ مَكِينٍۢ
(O elçi), arşın sahibi (olan Allah) katında çok itibarlıdır.
مُّطَاعٍۢ ثَمَّ أَمِينٍۢ
Orada (kendisine) itaat edilen, güvenilendir.
وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍۢ
Arkadaşınız asla cinlenmiş değildir.
وَلَقَدْ رَءَاهُ بِٱلْأُفُقِ ٱلْمُبِينِ
Yemin olsun ki onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştü.[1]
وَمَا هُوَ عَلَى ٱلْغَيْبِ بِضَنِينٍۢ
O, gayb (bilinemeyenler) hakkında cimri değildir.[1]
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَٰنٍۢ رَّجِيمٍۢ
O (Kur'an), asla kovulmuş şeytanın sözü değildir.
فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ
Gidişiniz nereye!
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ لِّلْعَٰلَمِينَ
(27, 28) O (Kur'an) âlemler için, yani içinizden doğru yolda gitmek isteyenler için ancak bir hatırla(t)madır.[1]
لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ
(27, 28) O (Kur'an) âlemler için, yani içinizden doğru yolda gitmek isteyenler için ancak bir hatırla(t)madır.[1]
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ
(Böylece), âlemlerin Rabbi olan Allah'ın dilediğinden başkasını dilememiş olursunuz.[1]