بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ
Yemin olsun: Burçları olan göğe,
85. sure · Mekke · 22 ayet
سُورَةُ البُرُوجِ
Meal: Mehmet Okuyan
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ
Yemin olsun: Burçları olan göğe,
وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ
Vadedilen o güne,
وَشَاهِدٍۢ وَمَشْهُودٍۢ
Şahit(ler)e ve şahitlik edilen(ler)e.
قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ
(4, 5) Tutuşturulmuş yakıt(la) dolu o ateş(li) çukur(un) halkı kahrolsun![1]
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ
(4, 5) Tutuşturulmuş yakıt(la) dolu o ateş(li) çukur(un) halkı kahrolsun![1]
إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۭ
(6, 7) Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı.[1]
وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌۭ
(6, 7) Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı.[1]
وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ
Onlardan (müminlerden) yalnızca güçlü ve övgüye layık olan Allah'a iman etmeleri nedeniyle intikam alıyorlardı.
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدٌ
O ki göklerin ve yerin otoritesi kendisine aittir. Allah her şeye şahittir.
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ
Şüphesiz ki inanmış erkeklerle inanmış kadınlara işkence edip sonra tevbe etmeyenlere cehennem azabı vardır ve onlar için yakıcı azap vardır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ
Şüphesiz ki iman edip iyi işler yapanlar için ise altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur.
إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
Şüphesiz ki Rabbinin yakalaması çok şiddetlidir.
إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
Şüphesiz ki O, başlatan ve tekrarlayandır.[1]
وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ
O çok bağışlayandır, çok sevendir.
ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ
Arşın sahibidir; yücedir.
فَعَّالٌۭ لِّمَا يُرِيدُ
İstediği şeyi daima yapandır.[1]
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ
(17, 18) Firavun ve Semûd ordularının haberi sana geldi, (değil) mi?
فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
(17, 18) Firavun ve Semûd ordularının haberi sana geldi, (değil) mi?
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍۢ
Doğrusu, kâfir olanlar bir yalanlama içindedir.
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ
(Fakat) Allah onları arkalarından kuşatandır.
بَلْ هُوَ قُرْءَانٌۭ مَّجِيدٌۭ
Doğrusu o yüce bir Kur'an'dır.
فِى لَوْحٍۢ مَّحْفُوظٍۭ
Levh-i Mahfûz'dadır[1](Korunmuş bir levhadadır).