Kur'an ve BilimVahiy · Akıl · Keşif

83. sure · Mekke · 36 ayet

Mutaffifîn Suresi

سُورَةُ المُطَفِّفِينَ

130. cüz · 587. sayfa

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَيْلٌۭ لِّلْمُطَفِّفِينَ

Eksik ölçenlere (yolsuzluk yapanlara) yazıklar olsun!

230. cüz · 587. sayfa

ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ

Onlar insanlardan (bir şey alırken) ölçtüklerinde (baskı yaparak) tam ölçerler.[1]

330. cüz · 587. sayfa

وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ

Onlara (insanlara vermek için) ölçtüklerinde veya tarttıklarında ise eksiltirler.

430. cüz · 587. sayfa

أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ

(4, 5, 6) Büyük bir günde yani insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları günde diriltileceklerini hiç düşünmezler mi?

530. cüz · 587. sayfa

لِيَوْمٍ عَظِيمٍۢ

(4, 5, 6) Büyük bir günde yani insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları günde diriltileceklerini hiç düşünmezler mi?

630. cüz · 587. sayfa

يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

(4, 5, 6) Büyük bir günde yani insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları günde diriltileceklerini hiç düşünmezler mi?

730. cüz · 588. sayfa

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍۢ

Hayır! Şüphesiz ki (yoldan) sapanların yazısı (kaydı) Siccîn'dedir.

830. cüz · 588. sayfa

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌۭ

Siccîn'in ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

930. cüz · 588. sayfa

كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ

Numaralandırılmış (açıkça yazılı) bir kitaptır.

1030. cüz · 588. sayfa

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(10, 11) Hesap gününü yalanlayan yalancıların o gün vay hâline![1]

1130. cüz · 588. sayfa

ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

(10, 11) Hesap gününü yalanlayan yalancıların o gün vay hâline![1]

1230. cüz · 588. sayfa

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

Onu günahkâr azgınlardan başkası yalanlamaz.

1330. cüz · 588. sayfa

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Ona ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman "Öncekilerin masalları!" der.[1]

1430. cüz · 588. sayfa

كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

Hayır, aksine! Kazandıkları (kötülükler nedeniyle) kalplerinin üzerinde pas tutmuştur.

1530. cüz · 588. sayfa

كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّمَحْجُوبُونَ

Hayır! Şüphesiz ki onlar o gün Rablerinden perdelenmiş (mahrum) olacaklardır.

1630. cüz · 588. sayfa

ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ

Sonra, şüphesiz ki onlar cehenneme girecekler.

1730. cüz · 588. sayfa

ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Sonra (kendilerine) "Yalanlamış olduğunuz (cehennem) işte budur." denecektir.[1]

1830. cüz · 588. sayfa

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ

Doğrusu, şüphesiz ki iyilerin kaydı ise ‘Illiyyûn'dadır.

1930. cüz · 588. sayfa

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ

‘Illiyyûn'un ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

2030. cüz · 588. sayfa

كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ

Numaralandırılmış (açıkça yazılı) bir kitaptır.

2130. cüz · 588. sayfa

يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ

Onu (kitabı, Allah'a) yaklaştırılmış olanlar (sevinçle) görür.

2230. cüz · 588. sayfa

إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ

Şüphesiz ki iyiler, elbette nimet içindedir.

2330. cüz · 588. sayfa

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

Koltuklar üzerinde (etrafa) bakarlar.

2430. cüz · 588. sayfa

تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ

Nimetin parıltısını yüzlerinde sezersin (görürsün).

2530. cüz · 588. sayfa

يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍۢ مَّخْتُومٍ

Kendilerine (ağzı) mühürlü, katıksız (sarhoş etmeyen) bir (içki)den içirilir.

2630. cüz · 588. sayfa

خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌۭ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ

(İçiminin) sonu misk olacaktır (güzel kokacaktır). Yarışanlar işte bunun için yarışsınlar!

2730. cüz · 588. sayfa

وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ

Onun (içeceğin) karışımı Tesnîm'dendir.

2830. cüz · 588. sayfa

عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ

(Tesnîm, Allah'a) yaklaştırılmış olanların içeceği bir kaynaktır.

2930. cüz · 588. sayfa

إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ

Şüphesiz ki suçlular (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.[1]

3030. cüz · 588. sayfa

وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ

Onlara uğradıklarında birbirlerine kaş göz işareti yaparlardı.

3130. cüz · 588. sayfa

وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ

Ailelerine döndüklerinde keyiflenerek dönerlerdi.[1]

3230. cüz · 588. sayfa

وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ

Onları (müminleri) gördüklerinde ise "Şüphesiz ki bunlar sapkınlardır!" derlerdi.

3330. cüz · 588. sayfa

وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ

(Oysa) onların (müminlerin) üzerine koruyucular (muhafız) olarak gönderilmemişlerdi.

3430. cüz · 588. sayfa

فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ

(34, 35) İman edenler de bugün, koltuklar üzerinde (onlara) bakarak kâfirlere gülerler.

3530. cüz · 589. sayfa

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

(34, 35) İman edenler de bugün, koltuklar üzerinde (onlara) bakarak kâfirlere gülerler.

3630. cüz · 589. sayfa

هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı![1]