Kur'an ve BilimVahiy · Akıl · Keşif

79. sure · Mekke · 46 ayet

Nâziât Suresi

سُورَةُ النَّازِعَاتِ

130. cüz · 583. sayfa

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًۭا

Yemin olsun: Söküp çıkaranlara,

230. cüz · 583. sayfa

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًۭا

Kolayca çekenlere,

330. cüz · 583. sayfa

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًۭا

Yüzdükçe yüzenlere,

430. cüz · 583. sayfa

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًۭا

Yarışıp geçenlere,

530. cüz · 583. sayfa

فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًۭا

İşleri düzenleyenlere ki

630. cüz · 583. sayfa

يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

O gün o sarsıcı (deprem) sarsacak.

730. cüz · 583. sayfa

تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

(Ardından onu) artçısı takip edecek.

830. cüz · 583. sayfa

قُلُوبٌۭ يَوْمَئِذٍۢ وَاجِفَةٌ

Kalpler (korkudan) titreyecek.

930. cüz · 583. sayfa

أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌۭ

Gözleri (korkudan) aşağı kayacak.

1030. cüz · 583. sayfa

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

(10, 11) "Çürümüş kemik olduktan sonra, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz"[1] derler.

1130. cüz · 583. sayfa

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا نَّخِرَةًۭ

(10, 11) "Çürümüş kemik olduktan sonra, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz"[1] derler.

1230. cüz · 583. sayfa

قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًۭا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۭ

"O zaman, o zararlı bir dönüş olur!" derler.

1330. cüz · 583. sayfa

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ

(Oysa) bu dönüş, tek bir ses(e bakar).

1430. cüz · 583. sayfa

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

Bir de bakarsın ki onlar, mahşerdedir.

1530. cüz · 583. sayfa

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

Musa'nın haberi sana geldi, (değil) mi?

1630. cüz · 584. sayfa

إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

Hani Rabbi kutsal Tuvâ Vadisi'nde[1] ona şöyle seslenmişti:

1730. cüz · 584. sayfa

ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

"Firavun'a git! O iyice azdı."

1830. cüz · 584. sayfa

فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

"(Ona) de ki: "Arınmak ister misin?

1930. cüz · 584. sayfa

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

(İstiyorsan) seni Rabbine yönlendireyim.[1] (Böylece O'na) saygı duyarsın."

2030. cüz · 584. sayfa

فَأَرَىٰهُ ٱلْءَايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

Sonunda ona en büyük ayeti (mucizeyi) göstermişti.

2130. cüz · 584. sayfa

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

(Ancak Firavun, gerçeği) yalanlamış ve isyan etmişti.

2230. cüz · 584. sayfa

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

Sonra hızlıca arkasını dönüp gitmişti.

2330. cüz · 584. sayfa

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

(23, 24) (Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: "Ben sizin yüce rabbinizim."

2430. cüz · 584. sayfa

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

(23, 24) (Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: "Ben sizin yüce rabbinizim."

2530. cüz · 584. sayfa

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

(Bunun üzerine) Allah onu ahiret ve dünya azabıyla yakalamıştı.

2630. cüz · 584. sayfa

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّمَن يَخْشَىٰٓ

Şüphesiz ki bu (kıssa)da saygı duyacak olanlar için bir ibret vardır.[1]

2730. cüz · 584. sayfa

ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا

Sizin yaratılışınız mı daha güçlüdür, yoksa (Allah'ın) oluşturduğu gök mü?

2830. cüz · 584. sayfa

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

(Göğün) cisimlerini yükseltmiş ve onları düzene kavuşturmuştur.

2930. cüz · 584. sayfa

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

Gecesini karanlık yapmış, (gündüz) ışığını çıkarıp var etmiştir.

3030. cüz · 584. sayfa

وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

Daha sonra da yeri yaymıştır.

3130. cüz · 584. sayfa

أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

Ondan (yerden) suyunu ve bitki örtüsünü de O çıkarmıştır.

3230. cüz · 584. sayfa

وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

Dağları (yere) O çakmıştır.

3330. cüz · 584. sayfa

مَتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ

Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için (böyle yapmıştır).

3430. cüz · 584. sayfa

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

(34, 35) O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır.

3530. cüz · 584. sayfa

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ

(34, 35) O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır.

3630. cüz · 584. sayfa

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

Gör(mesi gerek)enler için cehennem ortaya çıkartılacaktır.

3730. cüz · 584. sayfa

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

(37, 38, 39) Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.

3830. cüz · 584. sayfa

وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

(37, 38, 39) Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.

3930. cüz · 584. sayfa

فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

(37, 38, 39) Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.

4030. cüz · 584. sayfa

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ

(40, 41) Rabbinin makamından korkan ve kendisini arzulara (uymaktan) alıkoyanlara gelince, şüphesiz ki böylelerinin barınağı da cennettir.

4130. cüz · 584. sayfa

فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

(40, 41) Rabbinin makamından korkan ve kendisini arzulara (uymaktan) alıkoyanlara gelince, şüphesiz ki böylelerinin barınağı da cennettir.

4230. cüz · 584. sayfa

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا

Sana o (Son) Saat'in demir atma zamanından soruyorlar.

4330. cüz · 584. sayfa

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

Sen onu nerden hatırlayabilirsin ki![1]

4430. cüz · 584. sayfa

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

Sonu(nun bilgisi) yalnızca Rabbine aittir.[1]

4530. cüz · 584. sayfa

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا

Sen sadece ondan (Son Saat'ten) saygı ile korkanları uyarıcısın.

4630. cüz · 584. sayfa

كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

Onu (mahşeri) gördükleri gün, (dünyada sanki) bir yatsı vakti veya (gündüzün) kuşluğu kadar kalmış gibi olacaklar.[1]