Kur'an ve BilimVahiy · Akıl · Keşif

77. sure · Mekke · 50 ayet

Mürselât Suresi

سُورَةُ المُرۡسَلَاتِ

129. cüz · 580. sayfa

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْمُرْسَلَٰتِ عُرْفًۭا

Yemin olsun: Birbiri ardınca gönderilenlere,

229. cüz · 580. sayfa

فَٱلْعَٰصِفَٰتِ عَصْفًۭا

Esip savuranlara,

329. cüz · 580. sayfa

وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشْرًۭا

Yaydıkça yayanlara,

429. cüz · 580. sayfa

فَٱلْفَٰرِقَٰتِ فَرْقًۭا

Ayırdıkça ayıranlara,

529. cüz · 580. sayfa

فَٱلْمُلْقِيَٰتِ ذِكْرًا

(5, 6) Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki[1]

629. cüz · 580. sayfa

عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

(5, 6) Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki[1]

729. cüz · 580. sayfa

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌۭ

Size vadedilen (gün) elbette gerçekleşecektir.

829. cüz · 580. sayfa

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ

Yıldızlar silindiği (söndürüldüğü)nde,[1]

929. cüz · 580. sayfa

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ

Gök yarıldığında,

1029. cüz · 580. sayfa

وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ

Dağlar ufalanıp savrulduğunda,

1129. cüz · 580. sayfa

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ

Elçilere (şahitlik için) vakit verildiğinde (Son Saat gerçekleşmiş olacaktır).

1229. cüz · 580. sayfa

لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

(Bu durum), hangi güne ertelenmiştir?

1329. cüz · 580. sayfa

لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ

Ayrılma gününe.

1429. cüz · 580. sayfa

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ

O ayrılma gününün ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

1529. cüz · 580. sayfa

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

1629. cüz · 580. sayfa

أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ

Biz (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri de helak etmedik mi?

1729. cüz · 580. sayfa

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْءَاخِرِينَ

Sonra gelenleri de onların peşine takacağız.

1829. cüz · 580. sayfa

كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

İşte biz, suçlulara böyle yaparız!

1929. cüz · 580. sayfa

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

2029. cüz · 581. sayfa

أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍۢ مَّهِينٍۢ

Sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?

2129. cüz · 581. sayfa

فَجَعَلْنَٰهُ فِى قَرَارٍۢ مَّكِينٍ

(21, 22) Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik.

2229. cüz · 581. sayfa

إِلَىٰ قَدَرٍۢ مَّعْلُومٍۢ

(21, 22) Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik.

2329. cüz · 581. sayfa

فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَٰدِرُونَ

(İşte bunları) bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!

2429. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

2529. cüz · 581. sayfa

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا

(25, 26) Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?

2629. cüz · 581. sayfa

أَحْيَآءًۭ وَأَمْوَٰتًۭا

(25, 26) Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?

2729. cüz · 581. sayfa

وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَٰمِخَٰتٍۢ وَأَسْقَيْنَٰكُم مَّآءًۭ فُرَاتًۭا

Oraya sabit ağırlıklar koyduk[1]ve size tatlı sular içirdik.

2829. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

2929. cüz · 581. sayfa

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

(İnkârcılara şöyle denecektir): "Yalanlamış olduğunuz şeye doğru yürüyün!

3029. cüz · 581. sayfa

ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّۢ ذِى ثَلَٰثِ شُعَبٍۢ

(30, 31) Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!"

3129. cüz · 581. sayfa

لَّا ظَلِيلٍۢ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ

(30, 31) Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!"

3229. cüz · 581. sayfa

إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍۢ كَٱلْقَصْرِ

Şüphesiz ki o (cehennem), kütükler (gibi büyük) kıvılcımlar saçar.

3329. cüz · 581. sayfa

كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٌۭ صُفْرٌۭ

O (kıvılcımlar) sanki sarı (kızgın) halatlar gibidir.[1]

3429. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

3529. cüz · 581. sayfa

هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ

Bu (mahşer, kâfirlerin) konuşamayacağı gündür.

3629. cüz · 581. sayfa

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

Özür dilemeleri için kendilerine izin verilmeyecektir.[1]

3729. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

3829. cüz · 581. sayfa

هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ

(38, 39) (İnkârcılara şöyle denecektir:) "Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun!

3929. cüz · 581. sayfa

فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌۭ فَكِيدُونِ

(38, 39) (İnkârcılara şöyle denecektir:) "Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun!

4029. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

4129. cüz · 581. sayfa

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَٰلٍۢ وَعُيُونٍۢ

(41, 42) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.

4229. cüz · 581. sayfa

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

(41, 42) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.

4329. cüz · 581. sayfa

كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

(Onlara) "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyip için" (denecektir).

4429. cüz · 581. sayfa

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.[1]

4529. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

4629. cüz · 581. sayfa

كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

(Suçlulara şöyle denecektir:) "Yiyin, (dünyadan) biraz daha yararlanın! (Bilin ki) siz suçlusunuz."

4729. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

4829. cüz · 581. sayfa

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ

Onlara "(Allah'a) boyun eğin!" dendiğinde boyun eğmezler.

4929. cüz · 581. sayfa

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

5029. cüz · 581. sayfa

فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

Bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi söze inanacaklar ki![1]