Kur'an ve BilimVahiy · Akıl · Keşif

96. sure · Mekke · 19 ayet

Alak Suresi

سُورَةُ العَلَقِ

130. cüz · 597. sayfa

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ

Yaratan Rabbinin adı ile oku![1]

230. cüz · 597. sayfa

خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ

O, insanı ‘alaktan (embriyodan) yarattı.

330. cüz · 597. sayfa

ٱقْرَأْ وَرَبُّكَ ٱلْأَكْرَمُ

Oku! Rabbin en cömert olandır!

430. cüz · 597. sayfa

ٱلَّذِى عَلَّمَ بِٱلْقَلَمِ

Kalemle (yazmayı) öğreten O'dur.

530. cüz · 597. sayfa

عَلَّمَ ٱلْإِنسَٰنَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

İnsana bilmediğini (O) öğretti.

630. cüz · 597. sayfa

كَلَّآ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَيَطْغَىٰٓ

(6, 7) Hayır! Şüphesiz ki insan, kendini zengin (ihtiyaçsız) gördüğü için azar.[1]

730. cüz · 597. sayfa

أَن رَّءَاهُ ٱسْتَغْنَىٰٓ

(6, 7) Hayır! Şüphesiz ki insan, kendini zengin (ihtiyaçsız) gördüğü için azar.[1]

830. cüz · 597. sayfa

إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجْعَىٰٓ

Şüphesiz ki dönüş, yalnızca Rabbinedir.

930. cüz · 597. sayfa

أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يَنْهَىٰ

(9, 10) Salât (ibadet) ederken bir kulu engelleyeni gördün mü![1]

1030. cüz · 597. sayfa

عَبْدًا إِذَا صَلَّىٰٓ

(9, 10) Salât (ibadet) ederken bir kulu engelleyeni gördün mü![1]

1130. cüz · 597. sayfa

أَرَءَيْتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلْهُدَىٰٓ

(11, 12) Gördün mü?[1] (Bir düşün:) Ya o (kul) doğru yol üzerindeyse veya takvâyı (duyarlılığı) emrediyorsa?

1230. cüz · 597. sayfa

أَوْ أَمَرَ بِٱلتَّقْوَىٰٓ

(11, 12) Gördün mü?[1] (Bir düşün:) Ya o (kul) doğru yol üzerindeyse veya takvâyı (duyarlılığı) emrediyorsa?

1330. cüz · 597. sayfa

أَرَءَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ

Gördün mü? (Bir düşün:) Ya o, (gerçeği) yalanlıyor ve (ondan) yüz çeviriyorsa?

1430. cüz · 597. sayfa

أَلَمْ يَعْلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ

Şüphesiz ki Allah'ın gördüğünü (bu adam) bilmez mi!

1530. cüz · 597. sayfa

كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًۢا بِٱلنَّاصِيَةِ

Hayır! Bundan vazgeçmezse (onu) perçeminden yakalayacağız![1]

1630. cüz · 597. sayfa

نَاصِيَةٍۢ كَٰذِبَةٍ خَاطِئَةٍۢ

O yalancı, günahkâr perçem(in)den![1]

1730. cüz · 597. sayfa

فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۥ

(O), meclisini (destekçilerini) çağırsın!

1830. cüz · 597. sayfa

سَنَدْعُ ٱلزَّبَانِيَةَ

İleride biz de zebanileri çağıracağız!

1930. cüz · 597. sayfa

كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَٱسْجُدْ وَٱقْتَرِب ۩

Hayır! Ona itaat etme! (Rabbine) secde et[1] ve (O'na) yaklaş![2]