بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ
Yaratan Rabbinin adı ile oku![1]
96. sure · Mekke · 19 ayet
سُورَةُ العَلَقِ
Meal: Mehmet Okuyan
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ
Yaratan Rabbinin adı ile oku![1]
خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ
O, insanı ‘alaktan (embriyodan) yarattı.
ٱقْرَأْ وَرَبُّكَ ٱلْأَكْرَمُ
Oku! Rabbin en cömert olandır!
ٱلَّذِى عَلَّمَ بِٱلْقَلَمِ
Kalemle (yazmayı) öğreten O'dur.
عَلَّمَ ٱلْإِنسَٰنَ مَا لَمْ يَعْلَمْ
İnsana bilmediğini (O) öğretti.
كَلَّآ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَيَطْغَىٰٓ
(6, 7) Hayır! Şüphesiz ki insan, kendini zengin (ihtiyaçsız) gördüğü için azar.[1]
أَن رَّءَاهُ ٱسْتَغْنَىٰٓ
(6, 7) Hayır! Şüphesiz ki insan, kendini zengin (ihtiyaçsız) gördüğü için azar.[1]
إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجْعَىٰٓ
Şüphesiz ki dönüş, yalnızca Rabbinedir.
أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يَنْهَىٰ
(9, 10) Salât (ibadet) ederken bir kulu engelleyeni gördün mü![1]
عَبْدًا إِذَا صَلَّىٰٓ
(9, 10) Salât (ibadet) ederken bir kulu engelleyeni gördün mü![1]
أَرَءَيْتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلْهُدَىٰٓ
(11, 12) Gördün mü?[1] (Bir düşün:) Ya o (kul) doğru yol üzerindeyse veya takvâyı (duyarlılığı) emrediyorsa?
أَوْ أَمَرَ بِٱلتَّقْوَىٰٓ
(11, 12) Gördün mü?[1] (Bir düşün:) Ya o (kul) doğru yol üzerindeyse veya takvâyı (duyarlılığı) emrediyorsa?
أَرَءَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ
Gördün mü? (Bir düşün:) Ya o, (gerçeği) yalanlıyor ve (ondan) yüz çeviriyorsa?
أَلَمْ يَعْلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ
Şüphesiz ki Allah'ın gördüğünü (bu adam) bilmez mi!
كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًۢا بِٱلنَّاصِيَةِ
Hayır! Bundan vazgeçmezse (onu) perçeminden yakalayacağız![1]
نَاصِيَةٍۢ كَٰذِبَةٍ خَاطِئَةٍۢ
O yalancı, günahkâr perçem(in)den![1]
فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۥ
(O), meclisini (destekçilerini) çağırsın!
سَنَدْعُ ٱلزَّبَانِيَةَ
İleride biz de zebanileri çağıracağız!
كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَٱسْجُدْ وَٱقْتَرِب ۩
Hayır! Ona itaat etme! (Rabbine) secde et[1] ve (O'na) yaklaş![2]