Kur'an ve BilimVahiy · Akıl · Keşif

75. sure · Mekke · 40 ayet

Kıyâmet Suresi

سُورَةُ القِيَامَةِ

129. cüz · 577. sayfa

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ

Diriliş Gününe and içerim.

229. cüz · 577. sayfa

وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ

Sürekli özeleştiride bulunan kişiye and içerim.

329. cüz · 577. sayfa

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ

İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?

429. cüz · 577. sayfa

بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ

Evet; parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.

529. cüz · 577. sayfa

بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ

Doğrusu, insan her şeyin önüne sergilenmesini ister.

629. cüz · 577. sayfa

يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ

"Diriliş Günü ne zaman?" diye sorar.

729. cüz · 577. sayfa

فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ

Gözün kamaştığı,

829. cüz · 577. sayfa

وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ

Ayın tutulduğu,

929. cüz · 577. sayfa

وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ

Ve güneş ile ay bir araya toplandığı zaman,

1029. cüz · 577. sayfa

يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ

O gün insanoğlu, "Kaçacak yer nerede?" der.

1129. cüz · 577. sayfa

كَلَّا لَا وَزَرَ

Hayır, bir sığınak yok.

1229. cüz · 577. sayfa

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ

O gün son durak Rabb'inin huzurudur.

1329. cüz · 577. sayfa

يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ

O gün insana, yapıp yapmadığı herşey haber verilir.

1429. cüz · 577. sayfa

بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌۭ

Doğrusu, insan kendi kendisine tanıktır.

1529. cüz · 577. sayfa

وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ

Birtakım özürler ortaya atsa da...

1629. cüz · 577. sayfa

لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ

Onu aceleye getirip dilini oynatma.

1729. cüz · 577. sayfa

إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ

Onu toplamak da okutmak da bize düşer.

1829. cüz · 577. sayfa

فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ

Biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşunu izle.

1929. cüz · 577. sayfa

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ

Sonra, onu açıklamak da bizim görevimizdir.

2029. cüz · 578. sayfa

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ

Ne var ki, siz geçici (dünyayı) seviyorsunuz.

2129. cüz · 578. sayfa

وَتَذَرُونَ ٱلْءَاخِرَةَ

Ahireti ise önemsemiyorsunuz.

2229. cüz · 578. sayfa

وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاضِرَةٌ

O gün bazı yüzler parlar.

2329. cüz · 578. sayfa

إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌۭ

Rabb'ine bakar.

2429. cüz · 578. sayfa

وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌۭ

O gün bazı yüzler de var ki asıktır.

2529. cüz · 578. sayfa

تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۭ

Belkemiğinin kırılacağının endişesi içindedir.

2629. cüz · 578. sayfa

كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ

Doğrusu, (nefis) boğaza dayandığı,

2729. cüz · 578. sayfa

وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍۢ

Ve, "Çare bulan var mı?" dendiği zaman.

2829. cüz · 578. sayfa

وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ

Bunun artık o ayrılık zamanı olduğunu anlar.

2929. cüz · 578. sayfa

وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ

Bacakları birbirine dolaşmıştır.

3029. cüz · 578. sayfa

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ

O gün sevk Rabbine doğrudur.

3129. cüz · 578. sayfa

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ

O ne doğruladı, ne de destekledi;

3229. cüz · 578. sayfa

وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

Fakat yalanladı ve yüz çevirdi.

3329. cüz · 578. sayfa

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ

Sonra çalım satarak ailesine gitti.

3429. cüz · 578. sayfa

أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ

Sen bunu haketmişsin.

3529. cüz · 578. sayfa

ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ

Gerçekten sen bunu haketmiş bulunuyorsun.

3629. cüz · 578. sayfa

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى

İnsan, başıboş bırakılacağını mı sanıyor?

3729. cüz · 578. sayfa

أَلَمْ يَكُ نُطْفَةًۭ مِّن مَّنِىٍّۢ يُمْنَىٰ

Dökülen meniden bir sperm değil miydi?

3829. cüz · 578. sayfa

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةًۭ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ

Ve bir embriyoya dönüştükten sonra O yaratıp biçim verdi?

3929. cüz · 578. sayfa

فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ

Ve ondan erkek ve dişi olmak üzere iki çift yarattı?

4029. cüz · 578. sayfa

أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْۦِىَ ٱلْمَوْتَىٰ

Bunları yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?