Kur'an ve BilimVahiy · Akıl · Keşif

56. sure · Mekke · 96 ayet

Vâkıa Suresi

سُورَةُ الوَاقِعَةِ

Meal: Diyanet İşleri

127. cüz · 534. sayfa

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

227. cüz · 534. sayfa

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

327. cüz · 534. sayfa

خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

427. cüz · 534. sayfa

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّۭا

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

527. cüz · 534. sayfa

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّۭا

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

627. cüz · 534. sayfa

فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

727. cüz · 534. sayfa

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَٰثَةًۭ

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

827. cüz · 534. sayfa

فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

927. cüz · 534. sayfa

وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

1027. cüz · 534. sayfa

وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ

İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.

1127. cüz · 534. sayfa

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

1227. cüz · 534. sayfa

فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

1327. cüz · 534. sayfa

ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

1427. cüz · 534. sayfa

وَقَلِيلٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

1527. cüz · 534. sayfa

عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

1627. cüz · 534. sayfa

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

1727. cüz · 535. sayfa

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

1827. cüz · 535. sayfa

بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

1927. cüz · 535. sayfa

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

2027. cüz · 535. sayfa

وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

2127. cüz · 535. sayfa

وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

2227. cüz · 535. sayfa

وَحُورٌ عِينٌۭ

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

2327. cüz · 535. sayfa

كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

2427. cüz · 535. sayfa

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

2527. cüz · 535. sayfa

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا

Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.

2627. cüz · 535. sayfa

إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا

Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

2727. cüz · 535. sayfa

وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

2827. cüz · 535. sayfa

فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

2927. cüz · 535. sayfa

وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

3027. cüz · 535. sayfa

وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

3127. cüz · 535. sayfa

وَمَآءٍۢ مَّسْكُوبٍۢ

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

3227. cüz · 535. sayfa

وَفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

3327. cüz · 535. sayfa

لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

3427. cüz · 535. sayfa

وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

3527. cüz · 535. sayfa

إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءًۭ

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

3627. cüz · 535. sayfa

فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

3727. cüz · 535. sayfa

عُرُبًا أَتْرَابًۭا

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

3827. cüz · 535. sayfa

لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

3927. cüz · 535. sayfa

ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

4027. cüz · 535. sayfa

وَثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

4127. cüz · 535. sayfa

وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ

Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

4227. cüz · 535. sayfa

فِى سَمُومٍۢ وَحَمِيمٍۢ

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

4327. cüz · 535. sayfa

وَظِلٍّۢ مِّن يَحْمُومٍۢ

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

4427. cüz · 535. sayfa

لَّا بَارِدٍۢ وَلَا كَرِيمٍ

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

4527. cüz · 535. sayfa

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

4627. cüz · 535. sayfa

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

4727. cüz · 535. sayfa

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"

4827. cüz · 535. sayfa

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"

4927. cüz · 535. sayfa

قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْءَاخِرِينَ

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

5027. cüz · 535. sayfa

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

5127. cüz · 536. sayfa

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ

Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

5227. cüz · 536. sayfa

لَءَاكِلُونَ مِن شَجَرٍۢ مِّن زَقُّومٍۢ

Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.

5327. cüz · 536. sayfa

فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;

5427. cüz · 536. sayfa

فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ

Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;

5527. cüz · 536. sayfa

فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ

Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;

5627. cüz · 536. sayfa

هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ

İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.

5727. cüz · 536. sayfa

نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?

5827. cüz · 536. sayfa

أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

5927. cüz · 536. sayfa

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

6027. cüz · 536. sayfa

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

6127. cüz · 536. sayfa

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

6227. cüz · 536. sayfa

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?

6327. cüz · 536. sayfa

أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

6427. cüz · 536. sayfa

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

6527. cüz · 536. sayfa

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًۭا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

6627. cüz · 536. sayfa

إِنَّا لَمُغْرَمُونَ

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

6727. cüz · 536. sayfa

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

6827. cüz · 536. sayfa

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

6927. cüz · 536. sayfa

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

7027. cüz · 536. sayfa

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًۭا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?

7127. cüz · 536. sayfa

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

7227. cüz · 536. sayfa

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

7327. cüz · 536. sayfa

نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةًۭ وَمَتَٰعًۭا لِّلْمُقْوِينَ

Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.

7427. cüz · 536. sayfa

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

7527. cüz · 536. sayfa

۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

7627. cüz · 536. sayfa

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌۭ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

7727. cüz · 537. sayfa

إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌۭ كَرِيمٌۭ

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

7827. cüz · 537. sayfa

فِى كِتَٰبٍۢ مَّكْنُونٍۢ

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

7927. cüz · 537. sayfa

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

8027. cüz · 537. sayfa

تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

8127. cüz · 537. sayfa

أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ

Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?

8227. cüz · 537. sayfa

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?

8327. cüz · 537. sayfa

فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

8427. cüz · 537. sayfa

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍۢ تَنظُرُونَ

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

8527. cüz · 537. sayfa

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

8627. cüz · 537. sayfa

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

8727. cüz · 537. sayfa

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

8827. cüz · 537. sayfa

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

8927. cüz · 537. sayfa

فَرَوْحٌۭ وَرَيْحَانٌۭ وَجَنَّتُ نَعِيمٍۢ

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

9027. cüz · 537. sayfa

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,

9127. cüz · 537. sayfa

فَسَلَٰمٌۭ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.

9227. cüz · 537. sayfa

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

Eğer, sapık yalancılardan ise,

9327. cüz · 537. sayfa

فَنُزُلٌۭ مِّنْ حَمِيمٍۢ

Ona kaynar sudan konukluk sunulur.

9427. cüz · 537. sayfa

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ

Cehenneme sokulur.

9527. cüz · 537. sayfa

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ

Doğrusu kesin gerçek budur.

9627. cüz · 537. sayfa

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.