Kur'an ve BilimVahiy · Akıl · Keşif

37. sure · Mekke · 182 ayet

Sâffât Suresi

سُورَةُ الصَّافَّاتِ

Meal: Diyanet İşleri

123. cüz · 446. sayfa

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّۭا

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

223. cüz · 446. sayfa

فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًۭا

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

323. cüz · 446. sayfa

فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

423. cüz · 446. sayfa

إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌۭ

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

523. cüz · 446. sayfa

رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ

Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

623. cüz · 446. sayfa

إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ

Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.

723. cüz · 446. sayfa

وَحِفْظًۭا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍۢ مَّارِدٍۢ

Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk.

823. cüz · 446. sayfa

لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍۢ

Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.

923. cüz · 446. sayfa

دُحُورًۭا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ وَاصِبٌ

Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.

1023. cüz · 446. sayfa

إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ ثَاقِبٌۭ

Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir.

1123. cüz · 446. sayfa

فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّن طِينٍۢ لَّازِبٍۭ

Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır.

1223. cüz · 446. sayfa

بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ

Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar.

1323. cüz · 446. sayfa

وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ

Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.

1423. cüz · 446. sayfa

وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةًۭ يَسْتَسْخِرُونَ

Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar.

1523. cüz · 446. sayfa

وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ

"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.

1623. cüz · 446. sayfa

أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.

1723. cüz · 446. sayfa

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.

1823. cüz · 446. sayfa

قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ

De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak."

1923. cüz · 446. sayfa

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ

Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar.

2023. cüz · 446. sayfa

وَقَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا هَٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ

Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür."

2123. cüz · 446. sayfa

هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir.

2223. cüz · 446. sayfa

۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ

İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."

2323. cüz · 446. sayfa

مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ

İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."

2423. cüz · 446. sayfa

وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ

"Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır."

2523. cüz · 447. sayfa

مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ

Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?"

2623. cüz · 447. sayfa

بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ

Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır.

2723. cüz · 447. sayfa

وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

Birbirlerine dönüp soruşurlar.

2823. cüz · 447. sayfa

قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ

İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler.

2923. cüz · 447. sayfa

قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz."

3023. cüz · 447. sayfa

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًۭا طَٰغِينَ

"Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz."

3123. cüz · 447. sayfa

فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

"Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız."

3223. cüz · 447. sayfa

فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ

"Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık".

3323. cüz · 447. sayfa

فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍۢ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

O gün hepsi azabda birleşirler.

3423. cüz · 447. sayfa

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

Doğrusu suçlulara böyle yaparız.

3523. cüz · 447. sayfa

إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ

Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler.

3623. cüz · 447. sayfa

وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍۢ مَّجْنُونٍۭ

"Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi.

3723. cüz · 447. sayfa

بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı.

3823. cüz · 447. sayfa

إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ

Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız.

3923. cüz · 447. sayfa

وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız.

4023. cüz · 447. sayfa

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır.

4123. cüz · 447. sayfa

أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌۭ مَّعْلُومٌۭ

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.

4223. cüz · 447. sayfa

فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.

4323. cüz · 447. sayfa

فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.

4423. cüz · 447. sayfa

عَلَىٰ سُرُرٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ

İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.

4523. cüz · 447. sayfa

يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۭ

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.

4623. cüz · 447. sayfa

بَيْضَآءَ لَذَّةٍۢ لِّلشَّٰرِبِينَ

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.

4723. cüz · 447. sayfa

لَا فِيهَا غَوْلٌۭ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ

Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.

4823. cüz · 447. sayfa

وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌۭ

Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.

4923. cüz · 447. sayfa

كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌۭ مَّكْنُونٌۭ

Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.

5023. cüz · 447. sayfa

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

Birbirlerine dönüp sorarlar:

5123. cüz · 447. sayfa

قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌۭ

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."

5223. cüz · 448. sayfa

يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."

5323. cüz · 448. sayfa

أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."

5423. cüz · 448. sayfa

قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ

Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der.

5523. cüz · 448. sayfa

فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ

Bir bakar onu cehennemin ortasında görür.

5623. cüz · 448. sayfa

قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ

Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin."

5723. cüz · 448. sayfa

وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ

"Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum."

5823. cüz · 448. sayfa

أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ

"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"

5923. cüz · 448. sayfa

إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"

6023. cüz · 448. sayfa

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur.

6123. cüz · 448. sayfa

لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَٰمِلُونَ

Çalışanlar bunun için çalışsın.

6223. cüz · 448. sayfa

أَذَٰلِكَ خَيْرٌۭ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?

6323. cüz · 448. sayfa

إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةًۭ لِّلظَّٰلِمِينَ

Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık.

6423. cüz · 448. sayfa

إِنَّهَا شَجَرَةٌۭ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ

O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.

6523. cüz · 448. sayfa

طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ

Tomurcukları şeytan başı gibidir.

6623. cüz · 448. sayfa

فَإِنَّهُمْ لَءَاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar.

6723. cüz · 448. sayfa

ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًۭا مِّنْ حَمِيمٍۢ

Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir.

6823. cüz · 448. sayfa

ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ

Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir.

6923. cüz · 448. sayfa

إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ

Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

7023. cüz · 448. sayfa

فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ

Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı.

7123. cüz · 448. sayfa

وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı.

7223. cüz · 448. sayfa

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik.

7323. cüz · 448. sayfa

فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ

Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

7423. cüz · 448. sayfa

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır.

7523. cüz · 448. sayfa

وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌۭ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ

And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik.

7623. cüz · 448. sayfa

وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

7723. cüz · 449. sayfa

وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ

Ancak onun soyunu sürekli kıldık.

7823. cüz · 449. sayfa

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

7923. cüz · 449. sayfa

سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍۢ فِى ٱلْعَٰلَمِينَ

Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

8023. cüz · 449. sayfa

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

8123. cüz · 449. sayfa

إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı.

8223. cüz · 449. sayfa

ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْءَاخَرِينَ

Sonra, diğerlerini suda boğduk.

8323. cüz · 449. sayfa

۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ

İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı.

8423. cüz · 449. sayfa

إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍ

Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi.

8523. cüz · 449. sayfa

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ

İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz?"

8623. cüz · 449. sayfa

أَئِفْكًا ءَالِهَةًۭ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

"Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?"

8723. cüz · 449. sayfa

فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

"Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir?"

8823. cüz · 449. sayfa

فَنَظَرَ نَظْرَةًۭ فِى ٱلنُّجُومِ

İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.

8923. cüz · 449. sayfa

فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌۭ

İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.

9023. cüz · 449. sayfa

فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ

Onu bırakıp gittiler.

9123. cüz · 449. sayfa

فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.

9223. cüz · 449. sayfa

مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ

O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.

9323. cüz · 449. sayfa

فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ

Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu.

9423. cüz · 449. sayfa

فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ

Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler.

9523. cüz · 449. sayfa

قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ

İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."

9623. cüz · 449. sayfa

وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ

İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."

9723. cüz · 449. sayfa

قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ

Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler.

9823. cüz · 449. sayfa

فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ

Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik.

9923. cüz · 449. sayfa

وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ

İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi.

10023. cüz · 449. sayfa

رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

"Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı.

10123. cüz · 449. sayfa

فَبَشَّرْنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٍۢ

Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.

10223. cüz · 449. sayfa

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi.

10323. cüz · 450. sayfa

فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.

10423. cüz · 450. sayfa

وَنَٰدَيْنَٰهُ أَن يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.

10523. cüz · 450. sayfa

قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.

10623. cüz · 450. sayfa

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ

Doğrusu bu apaçık bir deneme idi.

10723. cüz · 450. sayfa

وَفَدَيْنَٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍۢ

Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.

10823. cüz · 450. sayfa

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

10923. cüz · 450. sayfa

سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ

Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

11023. cüz · 450. sayfa

كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

İşte iyileri böylece mükafatlandırırız.

11123. cüz · 450. sayfa

إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı.

11223. cüz · 450. sayfa

وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik.

11323. cüz · 450. sayfa

وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ

Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır.

11423. cüz · 450. sayfa

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk.

11523. cüz · 450. sayfa

وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

11623. cüz · 450. sayfa

وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ

Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi.

11723. cüz · 450. sayfa

وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ

Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik.

11823. cüz · 450. sayfa

وَهَدَيْنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ

Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik.

11923. cüz · 450. sayfa

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْءَاخِرِينَ

Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.

12023. cüz · 450. sayfa

سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.

12123. cüz · 450. sayfa

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız.

12223. cüz · 450. sayfa

إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı.

12323. cüz · 450. sayfa

وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir.

12423. cüz · 450. sayfa

إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.

12523. cüz · 450. sayfa

أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَٰلِقِينَ

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.

12623. cüz · 450. sayfa

ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.

12723. cüz · 451. sayfa

فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.

12823. cüz · 451. sayfa

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.

12923. cüz · 451. sayfa

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.

13023. cüz · 451. sayfa

سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِينَ

Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.

13123. cüz · 451. sayfa

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız.

13223. cüz · 451. sayfa

إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

O, inanmış kullarımızdandı.

13323. cüz · 451. sayfa

وَإِنَّ لُوطًۭا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir.

13423. cüz · 451. sayfa

إِذْ نَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.

13523. cüz · 451. sayfa

إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ

Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.

13623. cüz · 451. sayfa

ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْءَاخَرِينَ

Sonra diğerlerini yok etmiştik.

13723. cüz · 451. sayfa

وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ

Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?

13823. cüz · 451. sayfa

وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?

13923. cüz · 451. sayfa

وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir.

14023. cüz · 451. sayfa

إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

Dolu bir gemiye kaçmıştı.

14123. cüz · 451. sayfa

فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ

Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı.

14223. cüz · 451. sayfa

فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌۭ

Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.

14323. cüz · 451. sayfa

فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ

Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.

14423. cüz · 451. sayfa

لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.

14523. cüz · 451. sayfa

۞ فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌۭ

Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.

14623. cüz · 451. sayfa

وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةًۭ مِّن يَقْطِينٍۢ

Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.

14723. cüz · 451. sayfa

وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ

Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.

14823. cüz · 451. sayfa

فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ

Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

14923. cüz · 451. sayfa

فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ

Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı?

15023. cüz · 451. sayfa

أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثًۭا وَهُمْ شَٰهِدُونَ

Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler?

15123. cüz · 451. sayfa

أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ

Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.

15223. cüz · 451. sayfa

وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.

15323. cüz · 451. sayfa

أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ

Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş?

15423. cüz · 452. sayfa

مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?

15523. cüz · 452. sayfa

أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Hiç düşünmez misiniz?

15623. cüz · 452. sayfa

أَمْ لَكُمْ سُلْطَٰنٌۭ مُّبِينٌۭ

Yoksa apaçık bir deliliniz mi var?

15723. cüz · 452. sayfa

فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım.

15823. cüz · 452. sayfa

وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًۭا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.

15923. cüz · 452. sayfa

سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir.

16023. cüz · 452. sayfa

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır.

16123. cüz · 452. sayfa

فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.

16223. cüz · 452. sayfa

مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَٰتِنِينَ

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.

16323. cüz · 452. sayfa

إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ

Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.

16423. cüz · 452. sayfa

وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌۭ مَّعْلُومٌۭ

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."

16523. cüz · 452. sayfa

وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."

16623. cüz · 452. sayfa

وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ

Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."

16723. cüz · 452. sayfa

وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.

16823. cüz · 452. sayfa

لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًۭا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.

16923. cüz · 452. sayfa

لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.

17023. cüz · 452. sayfa

فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir.

17123. cüz · 452. sayfa

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ

And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.

17223. cüz · 452. sayfa

إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ

Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir.

17323. cüz · 452. sayfa

وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ

Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.

17423. cüz · 452. sayfa

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ

Bir süreye kadar onlara aldırış etme.

17523. cüz · 452. sayfa

وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.

17623. cüz · 452. sayfa

أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?

17723. cüz · 452. sayfa

فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ

O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!

17823. cüz · 452. sayfa

وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ

Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

17923. cüz · 452. sayfa

وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.

18023. cüz · 452. sayfa

سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir.

18123. cüz · 452. sayfa

وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ

Ve selam, peygamberleredir.

18223. cüz · 452. sayfa

وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır.